Bencil miyiz? Yoksa Bencil mi biz?

Bence bencil biz. İnsanlığın hayatta kalabilmesi için iç güdüsel olarak bencil olması gerekiyor. Kendini düşünmesi gerekiyor. Çünkü bildiğimiz gibi insan, yaşadığı hayatı kendi için yaşıyor, başkası için değil. İnsan bu doğrultuda, kaba bir tabir ile “ya kendini kurtaracak, ya da kendini batıracak”. Size bir örnek. Dünya üzerindeki güçlü ülkeler bencil olmasalar yani sadece kendi ülkelerini, kendi ülkelerindeki insancıklarını düşünmeselerdi bu kadar gelişemezlerdi. Hemen yakın tarihe bakarsak, İngiltere, Fransa ve ya Avrupa’daki bir çok ülke kendi çıkarları kendi ihtiyaçları için başka devletlere girip sömürge politikasını uygulamasalardı; bugün bu kadar gelişmiş olurlar mıydı? Mesela bugün, Amerika kendi coğrafyasını bırakıp, elin Orta Asya’sına karışmasa, oradaki petrolleri kendi için kurtarmaya, korumaya çalışmasa, bu kadar önemli bir ülke haline gelir miydi? Tarih boyunca uyguladığı politikalarda dünyanın öbür ucundaki ufacık meseleye kendi çıkarlarına ters düştüğünü söyleyerek karışmasa bugün süper-güç olarak anılır mıydı?

Düşünürsek Bencillik, Milliyetçilik kavramı içerisinde saklanan akıllıca düşünülmüş bir strateji midir? Yoksa ilkel tarih boyunca insanların iyi-kötüyü ayırma, gruplaşma eğilimi mi bu kavramı oluşturmuştur?

Öncelikli anekdot şu “Bir yerlerde biz aslında bir bütünün parçası olmaya çalışırken, bir parçanın bir bütünüyüz.”

Ülke ve toplumları rafa kaldırıp bu kavramı konunun en özel parçası olan birey içerisinde inceleyecek olursam size şunu söylemek isterim. İnsanlar bana göre ikiye ayrılır. Az bencil olanlar, çok bencil olanlar.  Az bencil olanlar her zaman çok bencil olanlar tarafından ezilmiş, hor görülmüştür. Aslında bize öğretilen ahlak kurallarına göre pratikte bencil olmak kötü bir şeydir. Burada iki olgu var. Birincisi “bencillik insanlığın yaşaması için olmazsa olmazdır”. Bu olguya göre bize öğretilmesi gereken şey çok bencil olmamaktır. İkincisi de “az bencil olmanın da zararları vardır” olgusudur. Bu olguya göre de insan hayatını hep başkasını düşünerek başkasının çıkarları adına yaşayarak var olan kısıtlı zamanını harcar. Çoğu insan başkasının adına yaşıyor ve farkında olmasa da başkalarını destekliyor. Desteklediği insanı kendinden, desteklediği insanı desteklemeyeni de kendinden değil olarak sınıflandırıyor. Bu durum da bazı insan psikoloji araştırmacılarına göre olması gereken bazılarına göre de değişmesi gereken bir “ayırt edebilme yetisidir”. İki durum da göreceli olsa da bu “yetinin” hayatımızda büyük bir yeri olduğu çok açık.

Şimdi bu yazının amacı nedir? Öncelikle ben “Durum böyle, o zaman ‘bencil’ olun.” demiyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi çok bencil olmak da kötü bir şeydir. Herkesi boş verip, kendini isteklerini ön planda tutmak doğru değildir. Böyle yapmak da şu klasik cümle ile desteklenebilir. “Kendi bencilliğinizi düşünürseniz, başkalarının bencilliğini bir kenara atmış olursunuz.” Bırakın onlarda bencil olsunlar. Herkes kendi için bencil olmalı ama başkalarının bencil olma hakkını düşünerek ona göre bencil olma durumu ayarlamalıdır.

Bu bir nevi özgürlük gibi bir şey. Siz de özgürlük diyorsunuz. Özgür olduğumuzda ne yapıyoruz? Yine kendimizi düşünüyoruz ve (kendi isteklerimiz doğrultusunda) özgürce hareket ediyoruz. Dediğim şey tam olarak ta bu. Herkes bencildir. Herkesin bir bencili vardır. ?

Tabi buraya çok uç bir istisnayı da not düşeyim. Hayatının bir bölümünü veya geri kalan bir bölümünü başka birine adamak bencillik değil aşık olma durumudur. O işe veya o kişiye aşık olduktan sonra da o kişiyi ve kendinizi düşünürsünüz. Buna da bencilliğin bir çoğul türü olan bizcillik denir.

Son kez diyorum bakın.

İnsanlar bencildir.

Bencil olmak zorundadırlar. Yoksa hayatlarını devam ettiremezler.

Tabi bu da zamanla bencillikten bizcilliğe dönüşmüştür. Yani bir baba, kendi ailesi için yaşar ama dünyanın başka bir yerdeki aile onun için önemli değildir. Kendi ailesi “öncellikli”dir. Tabii ki de bu “öncellikli” kavramı az bencil kişiler için geçerlidir. Çok bencil kişilerde veya gruplarda öncelik yoktur. Sadece o grup veya o kişi vardır.

Kafanız karıştı mı? Bir çok zıt argümanı yan yana aktarmak metnin bütünlüğünü anlamayı biraz zorlaştırır. O zaman haydi gelin size ana düşünceyi belirteyim. Basitçe bu yazıyı yazma amacım – bir sürü anlam farkındalığı yapmamın nedeni [tabi bazılarına göre anlam karmaşası olabilir], size şunu belirtmek istememden geçiyor.

Başkalarının bencilliğini kısıtlamadığınız sürece bencil olun. Ama baktınız hayat size acımıyor. Sizde bu sefer başkalarına acıyan size acımayan hayata acıyın. Bencil olun. Dikkatli olun. İlişkilerinizi de buna göre kurun. Çünkü sadece bencil olan siz değilsiniz. Bencil olma seviyenizi iyi ayarlamalısınız.

Çünkü hayatta kazananlar hep içeriden bencil dışarıdan sizcil (sizi düşünüyormuş gibi yapan) kişilerdir.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir