Oralet Adamı

Oralet AdamıGenelde mahalle kahvesine yolu pek düşmeyen ama yine de bu ortamdan az buçuk nasiplenerek büyümüş bir adamsanız farkında olmadan siz de olmuş olabilirsiniz oralet adamı.

Oralet adamı olmak kolay zanaat değildir. Araftasınızdır adeta. Bir yandan “kahvede ne işim var benim, ben belirli bir yaşam standartını yakalamış, lisans düzeyinde üniversite eğitimi almış, hayattan orta düzey üstü beklentileri olan kalifiye bir insanım” gibi ipe sapa gelmez duygulara gark olur, bir yandan da “işte doğallık bu, ben de artık mahallenin delikanlı genci hüviyetindeyim, arada bir gelerek aslında meşgul de bir insan olduğumu gösteriyorum, ama bu doğallığı da bir şeye değişmem” triplerine girersiniz. Kuzum siz manyak mısınız?

İşte sevgili okur, aslında tek derdiniz ne ait olduğunuz yerde oluşunuz ne de ait olduğunuz başka bir yer olduğudur. Starbucks’ a takılırsınız bazen arkadaşlarınızla ama orada da bir türlü aradığınız huzuru bulamazsınız… Lüzumsuz derecede steril bir görüntü. (Halbuki oturduğunuz koltuğun yastıklarına geceleri kediler pisliyor bence. Pis kokuyor çünkü yastıklar) Diğer kafeler de çoğunlukla starbucks’tan farklı değil. Belki biraz daha az ışıklandırılmış ve ahşaptan daha az nasibini almıştır çoğu. Hiç kahve görmemiş, hep şehir merkezi kıvamındaki semtlerde yaşamış olsanız yurdum kafeleri sizi paklayabilirdi. Ya da hiç kafe görmemiş, kahvede kendini ispatlamış bir delikanlı olaydınız yine rahat ederdiniz. Ama hal böyleyken, siz de ister istemez oralet adamı oluyorsunuz.

Oralet Adamı kime denir?

1. Oralet adamı kahveye girerken herkesin kendisine bakıp “bu çocuk da nerden çıktı! şurada adam adama oturuyorduk. Şu muhallebi çocuğunun ağzını burnunu bir düzeltelim de görsün temiz yüzlü bebe” diye düşündüğünü sanır. Halbuki herkes oyununa, muhabbetine bakmaktadır.

2. Kahvedeki bazı insanlar da eğer oralet adamını az buçuk tanıyorlarsa kendi adlarına üzülüp “ulan keşke ben de şu çocuk gibi mürekkep yalamış olsaydım da bu kahvenin yolunu bilmeseydim” diye bakarlar. Ondandır ki çok defa kahveye girip mahalleden tanıdığım amcalar ve arkadaşlarla sohbet ettiğimde konu hep okulum olmuş kahveden ayrılırken de “Allah zihin açıklığı versin” dilekleri yanımda olmuştur. Okulu bitirdiğim halde ve bunu onlarla paylaştığım halde bile halen devam etmektedir. Ben onların gözünde hep okuyan akıllı uslu çocuk olacağım sanırım. Bunu ne bir takım elbise ne de altıma çekebileceğim bir otomobil değiştirebilir. Belki biraz göbek ve bıyık…

3. Oralet adamı, kahveci ne istediğini sorduğunda orayı bir kafe zannedip mal gibi düşünmeye başlar. Tıkanır adeta. Ama sonra der ki kendi kendine “ulan arkadaş, çayı her yerde içerim ne olsa, oralet içeyim de bir nostalji olsun”. Sonra da oralet söyler.

4. Oralet adamı oraletten vazgeçemez. Kahvecinin ikinci üçüncü uğrayışlarında da oralet söyler.

5. Oralet adamı kahvecinin çayından içerse, bu ona çok demli gelir ve mutlaka midesi bulanır.

6. Kahvenin demirbaşlarından Hilmi Amca oralet içse bile oralet adamı değildir. O oraleti gerçekten içiyordur. Oralet adamı orda değilken de o zaten oralet içerek kendini çoktan kahvenin doğal bir müdavimi olarak ispatlamıştır.

7. Oralet adamı candır. O da o mahallenin demirbaşı gibi görünmek ister. Ama olmaz, beceremez garibim. O ne serçedir ne karga. Candır o.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir